ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2015 Pazartesi

Kazakistan'da karşılaştığım ilginç durumlar

Merhaba herkese! Artık yavaş yavaş anıları yazamaya başlamak istiyorum. Yaklaşık 2 aydır Kazakistan'dayım ve hala bir şeyler paylaşmış değilim. Beni anlayacağınızı düşünüyorum malum, yeni bir hayat, yeni bir ülke , yeni adetler vs. alışmak zaman alıyor. Tüm bu yaşadığım değişimler yazma konsantremi de olumsuz etkiliyor ama yine de yazmak için sınırları zorlayacağım. :)
Bugünkü yazımda Kazakistan'da karşılaştığım ilginç olayları anlatmak istiyorum. Geldiğimden beri evraklarla uğraşmaktayız bu sebeple de sürekli Astana sokaklarındayız. :) Hele ilk haftalarda bir gün evde oturamadık. Neyse işte bu gezmeler ve tozmalar arasında Kazakistan'ı ve Astana'yı da keşfetmiş oldum. Kazakistan'a giden hemen herkesin dikkatini çeken ilk şey, istediğiniz her arabayı taksi olarak kullanıyor olabilmenizdir. Benim de ilginç bulduğum şeylerden biri bu olmuştu. Nasıl yani? diyebilirsiniz. Şöyle; elinizi kaldırıyorsunuz, herhangi bir araç duruyor siz pazarlık yapıyorsunuz misal; ''Beni Haziret sultan camiisine 500 tengeye götürür müsünüz?'' diyorsunuz. Karşıdaki kişi kabul ederse binip gidiyorsunuz. Türkiye'de asla olmayacak bir durum bu ve de denenmemesi gereken bir durum. Kazakistan'ı bu konuda takdir ettim çünkü kimsenin karısına kızına yan gözle bakmıyorlar bu insanlar, yani rahatlıkla binebiliyorsunuz arabalarına. Ha öyleleri yok mu? Elbette ki vardır ama maalesef canım Türkiye'mdeki gibi değil. Şayet bu alışkanlık Türkiye'de olsaydı günde kaç tane ölüm ve hırsızlık haberleri alırdık kim bilir?!
Ben Kazakistan'a geldiğimden beri sayısız kere bindim bu taksilere. Hatta bazen para almadan bırakanlar bile oldu. :) 
Kazakistan'daki bir başka ilginç şeyse otobüslerde büyüklere yer vermenin zorunlu olması. Bu hem iyi hem de ilginç bir durum. Çünkü eğer yer vermezseniz çok sert bir şekilde uyarılabilirsiniz. Bu kişilerin çok yaşlı olması gerekmiyor sizden büyüklerse mutlaka yer vermeniz lazım. Hatta otobüslerde bu durumla alakalı uyarı yazıları bulunuyor. İlk gördüğümde çok şaşırdığım ama şimdi normal gelen durumlardan biriydi bu. :) 
Bu arada Kazakistan'da otobüslere bindiğinizde sizi bir muavin karşılıyor, yol parasını alıyor ve size bilet veriyor. Belediye otobüsleri bu şekilde işliyor. :)

6 Nisan 2015 Pazartesi

Yolculuk var!

İyi geceler mi desem? İyi sabahlar mı? Gün içinde uyuduğum için şuan uykum yok. Bu yüzden bloguma bir uğrayım dedim. Büyük gelişmeler var ama şuan için sadece birkaç şey paylaşacağım sizinle. Çok yakında Kazakistan'a gidiyorum.( Temelli ). Gününü söylemeyeceğim biraz sürpriz olsun istiyorum. :))))))) Bugünlerde telaşlıyım ve karışık duygular içerisindeyim. Hem Kazakistan'ıma gitmenin mutluluğu hem de Türkiye'mden ayrılmanın hüznünü yaşıyorum. Geride bırakmayı göze aldığım şeyler kadar gideceğim yerde beni bekleyen mutluluk da önem taşıyor benim için. Bir şeylere başlamak ve başarmak için fedakarlık, sabır ve zaman gerekiyor. Benim için yeni bir hayatın başlangıcı olacak bu gidiş. Peki özlemeyecek miyim buraları? Nasıl özlemem! Daha gitmeden başladım özlemeye. :) Boyozu, sahilde yürümeyi, sokak satıcılarını, Akdeniz meyve ve sebzelerini hatta sıcaktan bunalmayı bile özleyeceğim. Kafamı derin dondurucuya sokarak serinlemeye çalışmayı, bangır bangır dinlenen yaz şarkılarını, İzmir'in hep geç gelen otobüslerini, dar sokaklarını, neşeli insanlarını... Çoğu zaman şikayet ettiğim birçok şeyi özleyeceğimden eminim. Tüm bunların yanı sıra Astana'da beni bekleyen güzel yürekli insanlar ve o güzel ülke beni bir mıktanıs gibi çekiyor. Hani insan kaderinde ne varsa ona doğru gidermiş ya işte benimki de o hesap. Kaderime doğru emin adımlarla ilerliyorum ama yine de bir yanım buruk. Bugün elime ulaşan pasaportum da benim gibi sulu gözlü birini duygulandırmaya yetti.

24 Ağustos 2014 Pazar

Biraz dertleşebilir miyiz?

Merhaba blogumun sessiz sakin okurları,
 Bugün canım feci halde sıkıldı ve sizinle dertleşmeye ihtiyaç duydum. ''Ohoo bu da iyice mala bağladı'' dediğinizi duyar gibiyim ama lütfen dinleyin cidden kafam bozuk. 
Bu aralar '' köken - insanlık'' tartışmaları almış başını gitmekte.. E karmaşık bir kökene sahip olan ben de bunlardan nasibimi almaktayım. Aslında ben bir çok siyasi görüşten ve benzeri fikirlerden uzak biriyim. Allah'tan başka kimseye güvenim yok.  Ben , anne tarafından kürt + kafkas karışım bir şeyler baba tarafındansa yine kürt + egeli karışımı bir şeylerden ortaya çıkmış biriyim. Kişiler nerelisin dediğinde İzmirliyim, Kökenin ne dediklerinde ise Kürt kökenliyim diyorum. Siz benim yerimde olsanız ne dersiniz? İnkar mı edeyim? Var işte! Bir de biz yani Türkiye vatandaşları köken olarak karmakarışık bir hal almışız. Net olarak kökenini bilen insan sayısı pek fazla değil. Çünkü net bir bilgi yok. Şimdi pkk ve ona benzer terör örgütlerinin yaptığı kötü işlerden dolayı her ''Kürt kökenliyim'' diyene ''terörist'' sıfatını yapıştırmak ne kadar doğru olur? Ben vatanı mı seviyorum arkadaş! dediğimde bana hadi ordan diyorlar. Ne ya? Kalbimin kahyası mısınız? Seviyorum işte! Ülkeme aşığım ayrıca ,Kazakistanı da Kırgızistanı da Azerbaycanı da Koreyi de Japonyayı da seviyorum.... Bunu hiç bir şey değiştiremeyecek veya engel olamayacak!
Resmen sen Kürtsün Kazakla evlenemezsin , Kazakistan'ı sevemezsin diyorlar. Niye? Yazılı kanunu mu var? Gönül bu ya! Aşk ırka mı bakar? Kalben mi sever insan yoksa babasının soyuyla mı?
Türkçü ve Turancı arkadaşlarım beni yanlış anlamasın. Beni tanıyanlar zaten biliyor da tanımayanlara söyleyim ; Ben herkesin görüşüne saygılıyım.Tek yaptığım sevdiğim ülke Kazakistan'ı elimden geldiğince tanıtmak. Ve ortalıkta '' Ben kürtüm la la la'' diye de gezmiyorum. Sorulmadıkça ırk muhabbeti yapmıyorum. Ama artık katlanamıyorum. Ben saygı gösterdikçe ''hakaret'' işittim. Ben de bir bayanım ağza alınmayacak küfürlere hakaretlere maruz kaldım. Yemin ediyorum annemin şehitler için döktüğü yaşı bardan bara gezen Türküm diye geçinen tikilerden daha fazladır. Bu soyla alakalı değil. Biz bu vatana aşık bir ailede dünyaya geldik öyle de devam edecek. Tüm bunları niçin anlatıyorum? Çünkü beni tanıyın istiyorum. Ben Kazakistan'ı ve diğer Türki cumhuriyetleri ve dünyadaki tüm insanları seviyorum. Bugün sayfamı ve blogumu her ülkeden takip eden okurlar var. Ben onları dışlayamam. Onlar Kazakistan'a ve Türkiye'ye ilgi duyuyorsa ben onları kucaklarım...
Bugün moralim her ne kadar bozuk olsa da beni mutlu eden şeyler de oldu.Bunlardan biri abimin bana BJK yani Beşiktaşlı anahtarlık alması :) Türkiye ye gelen bir çok Kazağın BJK yi tuttuğunu biliyor muydunuz? :) Bunun bjk nin temsilinin kartal olmasıyla alakalı olabileceğini düşünüyorum. :))

Ve diğeri ise çok tatlı bir Kazak ablayla tanıştım. Astana'ya gittiğimde yardımcı olacağını ve Kazakça öğreteceğini söyledi. ^_^* Çok laf yaptım farkındayım ama bunları yazmasaydım gece uyuyamazdım -_- Blogu daha fazla günlüğe çevirmeden ben kaçayım. :)) Sevginiz bol olsun...

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Yine bir rüya yine umutlar

Merhaba orada bir kaç tane okur var mıdır acaba? :) Bugünkü yazma sebebim yine gördüğüm muhteşem bir rüya :) Biliyorsunuz ki Allah rüya aleminde size bir takım şeylerin haberini verebiliyor tabi bu her rüya için geçerli değil. Kötü rüyalar genelde şeytandandır. Onları yorumlamayıp unutmak en hayırlısıdır. Ama şimdi anlatacağım rüyayı niçin önemsediğimi eminim anlayacaksınız. :)
Öncelikle şunu söyleyim tabi ki rüyam Kazakistan'da geçiyor. :)) Rüyamda Kazakistan'a gidiyorum beyaz büyük bir uçakla. Yanımda annem ablam ve abim de var. Neyse vardık Kazakistan'a. Bu sefer Astana'daki nehirden karşıya geçiyoruz büyük mavi bir vapurla ve nehrin suyu o kadar parlak ve berraktı ki hayran hayran izliyordum. :) Bir yandan da anneme gösteriyorum. Sonra indik karşıdan Hazret sultan camiiyi görüyorum ışıl ışıl parlıyor zaten bembeyaz, anneme diyorum işte orası oradan gideceğiz Amankolara diyorum. Ondan sonra da bir asansöre biniyoruz asansörün ipi kopuyor hızla düşerken dua edip yalvarıyorum öylelikle asansör birden yükseliyor ( vay be ben neymişim :D ) Sonra bir markete giriyoruz markette kayısılar ve süt görüyorum. Daha sonra oradan da çıkıyoruz. Teyze oğlunu görüyorum beyaz bir arabayla gelmiş o da. Amankonun çalıştığı yere gidiyoruz orada rus bir kız bana sarılıyor ama kazakça konuşuyor. :D Hoş geldin diyor. Meğerse o kız benim facebooktan konuştuğum bir arkadaşımmış orda görünce ondan sevinmiş. :)) Sonra amankonun yanından ayrılıp evlerine gittik öylece uyandım. :) Allah hayra çıkarsın ama uyandığımda çok mutluydum :))) Bu tarz rüyaların iyi şeylerin habercisi olduğuna inanıyorum. :)) Rüyalarınızın gerçek olması dileğiyle takipte kalın :)) 

13 Haziran 2014 Cuma

Uzun zaman oldu

Merhabalar herkese.. Ne zamandır yazamıyorum. Sınavlar , dersler , temizlik o bu derken baya bi koptum blogtan farkındayım. Bugün biraz buruk bir şekilde yazıyorum sizlere. Biliyorum benim sevincimi kendi sevinciniz gibi paylaştınız her zaman. Bu defa bir yakınma tarzında olacak yazım. Bu sabah facebook üzerinden bana saldıran iki kız hakkında yazacağım... Daha önce de arkamdan konuşmalar , ön yargılar falan olmuştu fakat bu farklı... O kadar utanç vericiydi ki... Bir kız bu cümleleri nasıl kurabilir diye düşünüp durdum. Durduk yerde bir anda küfürler etmeye ve eleştirmeye başladılar. Seviyeli bir şekide eleştirilmeye her zaman açığımdır fakat bu resmen terbiyesizlikti! Yine de sükunetimi korumaya ve bu mubarek günlerde imanımı sağlam tutmaya çalıştım. Bir gün bu tarz şeylerin başıma geleceğini hiç tahmin etmezdim. Başarılı insanların her zaman bu tarz saldırılara mağruz kaldığını görmüştüm fakat kendimi o kadar başarılı bulmadığımdan tahmin etmemiştim. Ama birileri gerçekten içerlemiş olmalı.... Ben Kazakistan'ı kendi vatanım gibi seviyorum! Sırf sevdiğim Kazak diye değil ki ben  zaten Kazakistan'ı onunla tanışmadan önce keşfetmiştim. Bu ne ahlaksızlık? diyye sormadan edemedim. Hayatım boyunca ağzıma almadığım küfürleri duydum... Bunu yapanın bir kız olması daha da acı. Ülke olarak ilerleyebiliriz ama toplum olarak geriliyoruz. İşte bugün yaşadığım bu olayda sabırlı olmayı bir kez daha öğrendim. Sabırla sustum ve onlar için de dua ettim. Allah bir an önce hidayetine eriştirsin ve yaptıklarının yanlış olduğunu anlasınlar. Bu olaydan sonra dinlediğimde yüreğimi ferahlatan Kazakça şarkıyı sizinle paylaşmak istedim. Bu yazıyı bu yüzden yazdım. Benim durumumda olup buna ihtiyacı olanlar olabilir diye düşündüm... Dinlemenizi tavsiye ederim....



Beni anlayan , dinleyen , yanımda olan herkese çok teşekkür ederim. 

1 Haziran 2014 Pazar

İsteme günü ve kalbi titreyen Zeynep

Çay demledim içer misiniz? :)) Sizlere çay ikram edeyim, çaylarımızı içerken de söz taktığımız günkü yaşananları sizlerle paylaşayım ne dersiniz? :) Bunu anlatmak için geç bile kaldım sanırım :D Neyse her şeyi baştan anlatıyorum; 
Şimdi başlıyor serüven. Her genç kızın en güzel ve heyecan dolu günlerinden biridir isteme günü. Benimkisi de aynen öyleydi. O gün ne giysem? Nasıl konuşsam? Nasıl hareket etsem? Ve daha bir ton soru beynimi tırmalıyordu. Bir yandan endişeli bir yandan da heyecanlıydım. Endişeliydim çünkü , Sevdiğim Kazakistanlıydı, ailemin ne tepki vereceklerini bilmiyordum. Onun varlığından haberleri vardı fakat henüz tanışmamışlardı... Olaydan bir hafta önce Amanko Kazakistan'dan Türkiye'ye gelmiş ama bana süpriz yapmak için söylememişti. Sevda diye bir arkadaşımız var. Daha doğrusu kardeşim gibidir kendisi :) İşte Sevdayla konuşuyorduk facebooktan, bana dedi ki : ''Abla ben iyi değilim, bayraklıda buluşalım mı?'' Ben de şaşırdım, normalde o aralar dışarı çıkabilecek durumda değildim ama yine de çıktım. Sevdanın dediği yere gittim. Tabi geç kaldım bir de. Koştur koştur vardım. :D Tam merdivenlerden inerken diğer tarafta Amankoyu görür gibi oldum. Arkamı dönüp tekrar baktım evet o! Ben tabi Şok! Meğer Sevdayla iş birliği yapmışlar bu süpriz için. :)) Neyse bu 1 yıllık ayrılıktan sonraki ilk buluşmaydı. Tam 1 sene birbirimizi hiç görmeden beklemiştik. :)) O gün benim için mutluluğun yağmur gibi yağdığı bir gündü. Oturup bu isteme olayı hakkında konuştuk. Nasıl yapsak? Ben teyzemden yardım alacağımı söylemiştim. Sağ olsun teyzem annemle konuştu. Annem başta çok kızdı, direk ona söylemediğim için. Ama bir bilse bunun benim için ne kadar zor olduğunu. İsteme olayından önce teyzem ve amcamın yardımıyla Amanko bizimkilerle tanışmak için bize geldi. Bu ilk tanışmaydı ve o da çok heyecanlıydı. Bizim adetlerimizde kadın erkek ayrı odalarda oturuluyor daha rahat oluyor. O yan odada babamlarla takıldı bir müddet. Sonra ev kalabalığı azalınca annemle daha çok sohbet edebilme imkanı buldu. :)) O gün anneme çaydanlık takımı almıştı. Annem saklıyor şuan bi kere gördüm daha göremedim :D :D

.İşte olaylar bu şekilde gelişirken, sevgili Kayınbabam ve Kaynanam yola çıkmışlardı. Hem bizimkilerle tanışacak hem de söz takacaklardı. Ve o gün geldi çattı.....
Şaşkın, heyecanlı ve tedirgin bir şekilde hazırlanmaya başladım. Evdekiler merakla bekliyorlar, benimse kalbim çıktı çıkacak.. Elimden geldiğince sade olmaya çalıştım. Çok boyalanmadan bir göz makyajı yapıp giyindim. Akşam üzeri geldiler. Ama ben o saate kadar hop oturup hop kalktım. O gün evimize başka akrabalar da gelecekti. Çünkü o hafta büyük halamızı kaybetmiştik.. Allah'ın takdiri.. Bunda da bir hayır vardı diye düşündüm. O gün annemin iki dayısı , amcam ve teyzemler de geldiler. Ev ana - baba günüydü anlayacağınız. Ben böyle geçeceğini hiç tahmin etmemiştim. Annem de babam da çok nazik karşıladılar. Kaynanamla tanıştığımda bana bakışları , içten sarılmasını asla unutmuyorum. Her seferinde elimi tutup kızım , zeynebim deyişlerini de unutamam. :)) Daha sonra kayınbabam da beni görmek istedi. Bir odada görüştük , konuştuk. Beni ve ailemi çok beğendiğini söyledi. O kadar mutlu oldum ki. Çünkü bu  kadar olumlu geçmesini hiç beklemiyordum. :)) Sohbet muhabbet derken , kız isteme konusu açılmış, babam burda yaşamamız konusunda ısrar ediyormuş. Tam da o sırada annemin dayısı ve amcam devreye girmiş. Yani ben dört ayak üstüne düştüm o gün. Sanki Allah tarafından yardım gönderilmişti. :))) Dayılar ve amcam sayesinde iş tatlıya bağlanmış. Sonra Amankonun kadim dostlarından Muratbek arkadaşımız ( sağ olsun bizi hiç yalnız bırakmadı ) arabadan hediyeleri getirdi. Kazakistan'dan getirilen hediyeler. :)) Anneme ve babama Kazak geleneksel kıyafetleri , kuru yemişler , çay , çikolatalar .... Yani geçen senelerde aklıma bile getiremeyeceğim şeyler gerçek oluyordu... Sıra gelmişti söz takmaya. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi kazak geleneklerine göre söz günü kıza 'Küpe' takılıyor. Ama ben kapalı olduğum için bileklik almışlar Rusya'dan. Bilekliği taktı bileğime kaynanam. Yazarken bile tekrar yaşıyorum o heyecanı :). O günü bu kadar kolay atlattığıma inanamamıştım. Allah'a dua ettim her namazda. Şükür ettim. Hala daha ediyorum. Şimdi o günden hatıra kalan bir kaç fotoğraf göstereyim :) ;



Bunlar benim hediyelerim :))))))))))

Bu da kaynanam ve ben :)

Bu da bilekliğim. O günden beri hiç çıkarmadım :))

Kaynanamın sol tarafında duran takım elbiseli benim sözlüm Amankon, Ve sağ tarafında duran gözlüklü de kadim dost Muratbek :)))))))))))))
****************************************************************
İşte benim isteme serüvenim böyleydi. Bakalım bundan sonrası nasıl gelişecek. Takipte kalın. :)

29 Mayıs 2014 Perşembe

Zeynep ve Amanko'dan kesitler

Sıcacık bir İzmir gününden sesleniyorum! Orada kimse var mı? :) Sınav arefesinde can sıkıntıları arasında aklıma gelen anılarımla hafif gülümserken aklıma düştü. Bu anıları sizinle de paylaşabilirdim! Evet öyle yapmalıydım. Tek başıma gülmek güzel olmuyor. :)))) O yüzden Amanko ve Zeyno maceralarından bir kaç kesit anlatacağım size. Olayları aklınızda canlandırmaya çalışmanız önerimdir :D
 Varan 1 : YÜKSEK SESLE SEVGİLİYİ KIZDIRMAK
Bir yaz günü yine Amanko ve ben yollardayız. Hep aynı yerde buluşup oradan rotamızı belirliyoruz. Yine öyle bir günde rotamızı Göztepe'ye çevirmiştik. İzmirlilerin hatta İzmirli olmayanların da çoğunun bildiği gibi Göztepe Karşıyaka'nın ezeli rakibidir. Yanlışlıkla yeşil kırmızı bir şey giyip Göztepeye gitseniz yandınız demektir. :))) İşte o Göztepeye doğru ilerledik. Konaktan yayan olarak gittik ama. Yürümeyi seviyoruz her ne kadar yorgunluktan nineler gibi arada dinlensem de. :))) Neyse gittik Göztepeyi dolaşmaya... Çok güzel bir yer. Evleri , kıyısı , havası ve sakinliğiyle... Asıl olaya geleyim Göztepe keşfimiz biterken Konağa doğru ilerlemek üzere yürürken benimki bağırmaz mı ''Sen Karşıyakalıydın demi ?'' diye. :))))) Bi afalladım önce, en az 4 - 5 kez tekrarladı bunu. Etrafta insanlar da var Allah'ım sus diyorum susmuyor. :D En sonunda peşledim ama tabi yakalayamadım. O gün işte böyle baya bi eğlendi benimle :)) 
Varan 2 : SEVGİLİYE VUR KAÇ!
Yine aynı yerde buluşup gideceğimiz rotayı belirliyorduk. Ve bulduk! Konağa doğru gidecektik yine. :)) Gez dolaş derken akşam üzeri oldu. Eve dönme saatim yaklaşırken benimki demez mi Cem yılmaz'ı izlemeye gidelim diye! O sıra vizyondaydı. Ben olmaz falan dediysem de dinletemedim. Tuttu kolumdan götürdü sinemaya . Ama çok komikti ve çok güzel geçti. Neyse sinemada ara verildi çıktık dışarı acıktık falan. Gittik dürüm söyledik. Ben bitiremedim. Ama benim aslanım yedi hepsini. Bana da zorla bir yere kadar yedirtti, hatta hepsini mi yedirtmişti tam hatırlayamadım. :)))) Yemeğimizi yedikten sonra bizimki enerji topladı tabi. Omzuma vurup kaçtı! Bi baktım koşuyo ben de hemen arkasından yakalamaya çalışıyorum, millet bize bakıyo sinemanın içinde koşturuyoruz birbirimizi.En sonunda yorulduk da durduk. O yorulmazdı da ben yoruldum :D O günkü maceramız da buydu. :P
Varan 3 : SIRRA KADEM BASAN ÇANTA 
Bir gün yine rota belirleme yerimizde buluşmuştuk. O yer '' Bayraklı sahili''. Benimki Anneme vermem için bir çanta getirmiş. Ama o kadar güzeldi ki! Ben bunu annemden alırım diye içimden planlar yapıyordum. Neyse çantayı çapraz taktım , metroya bindik. Durağımıza gelip indiğimizde bir baktım çanta yok! Ama birinin almış olması imkansız, metroda oturduğum yerin bir tarafında cam bir tarafında da Amanko vardı. Oturduktan sonra da çantayı kontrol etmiştim üstümdeydi. Ama metrodan inerken bir baktım yok. Allah'ım ben bir kızardım bozardım bir utandım anlatamam :( Kendimi çok kötü hissetmiştim o gün. Benimki tabi hemen güvenlik görevlilerine anons ettirdi o metroda bi sonraki durakta arama yapıldı ama çanta bulunamadı. Geri dönüp bindiğimiz yerleri kontrol ettik yine yok! İşin kötüsü çantanın içinde Amanko'nun anahtarı ve bir miktar parası vardı.O kadar mahçum oldum ki o gün. Ama benim anlayışlı sevdiğim hiç bir şey demedi sadece beni teselli etti. Yine de çok üzülmüştüm. O çantayı daha sonra Metronun kayıp eşyalar bürosundan da sorduk ama yok... Yani anlayacağınız çantaya daha doyamadan buhar olup uçtu.. :) 
******************************************************************
Daha anlatılacak çok şey var fakat benim vaktim yok. :) Gidip ders çalışmalıyım. Umarım okurken eğlenirsiniz. Görüşmek üzere :))

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Benden kesitler

Herkese hayırlı günler :) Bugün yine yağmurlu. Mayıs ayında bu kadar yağmur beklemiyordum. :D Ama yine de çok güzel yağmur havası.. Tertemiz kokuyor , sokaklar parlıyor falan :)))) İşte böyle bir günde yine acaba ne yazsamlar dolanıyordu kafamın içinde. Düşündüm ki size uğraştığım el işlerinden hiç bahsetmedim! :)) Bilirsiniz çalışmayan her genç kızın bir uğraşı vardır evde. :)) Evden neler yapılabilir tabi ki el işleri. Ben bi de bunun okulunu okudum. 2010 yılında Geleneksel el sanatları bölümünden mezun olmuştum. Çok keyifli bir bölümdü. Ama iş konusunda biraz sıkıntılı. Öyle her yerde iş bulunamıyor. Bir kaç kez başvurdum ama direkten döndüm hep. Bu işler hep kısmet. Neyse ben böyle işsiz işsiz takılırken dedim ya ben niye boş duruyorum? Az buçuk becerim varken bundan yararlanayım. İlk olarak boncuk işleme yöntemiyle bileklikler yaptım. Bir kaç tane alıcısı da oldu. Ama tabi belli bi süre sonra modası geçti , heves kaçtı falan :D Şimdi de keçe ile uğraşıyorum. Keçe ile uğraşmak o kadar zevkli bir iş ki :)) İnsanda stres denen bir şey bırakmıyor sağ olsun. Şimdi yaptığım bir kaç keçe işini size göstereyim daha sonra da nasıl yaptığımla alakalı bir yazı yazacağım. :)) İlk önce benim yaptıklarıma bir bakın bakalım. :))


Bunlar yaptığım boncuk işlerinden :  



Bunlar da keçe işlerim. :) Tabi ki Kazakistan motifi olan ''shyrdak''ı da kullandım :) :







Eğer beğendiyseniz takipte kalın. Nasıl yapıldığını anlatacağım. :)) Bir sonraki yazıda görüşürüz gençlik :P